Full of, içinde bir şeyden çok bulunmak, onunla dolu olmak demektir. Gerçek anlamda birçok eşya içeren dolap veya kutu için kullanılır: a box full of old photos. Mecazen gün, metin veya kişiyi de anlatır: a day full of meetings, a report full of mistakes, full of energy.
full of aklınızda kalsın mı?
Bir cümle yazın; hataları hemen gösterelim ve daha doğal bir anlatım önerelim.
Kontrol normalden uzun sürüyor. Geri bildirim burada otomatik olarak görünecek.
full of + noun; a box/day full of + noun; filled with + noun
- Her suitcase was full of books she never had time to read.
- The office was full of new employees on their first day.
- This report is full of useful data for the next meeting.
Ne değişti?
İlk hâliThe room was full with boxes after we moved in.
Düzeltilmiş hâliThe room was full of boxes after we moved in.
Filled with yapısı nedeniyle with burada da doğal görünebilir. Ancak neyle dolu olduğunu söylerken full sonrasında of gelir: full of boxes. With, filled sonrasında kullanılır: The room was filled with boxes.
Of olmadan full gündelik başka bir anlam taşır: I'm full, yani “doydum, yeterince yedim”. Full of yourself ise kendini aşırı beğenmek anlamında bir kalıptır: Since his promotion, he's been really full of himself.
Sıra sizde
By the end of the festival, the streets were ___ litter and empty bottles.
Cevabı göster
full of — Festivalden sonra sokaklar çöp ve boş şişelerle dolmuş: full of litter. Bu anlamı kurarken full with değil, full of kullanılır.
Bir zamanlar bir şeyle tıka basa dolu olan oda, çanta veya kutuyu anlatın. Neyle dolu olduğunu ve bunun hangi durumda yaşandığını belirtin.
On the first day of my course, my backpack was full of textbooks, and I could barely close the zip.
Yeni kelimeleri hatasız kullanmayı öğrenin
Öğrendiğiniz kelimelerle cümle kurun. LetsWords kullanım ve dil bilgisi hatalarını gösterir, düzeltme önerir ve Türkçe açıklar. Tekrar da kelimelerin akılda kalmasına yardımcı olur.
