Spor ve boş zaman, IELTS’te iki açıdan karşınıza çıkar. Writing Task 2’de futbolcuların doktorlardan daha çok kazanmasının adil olup olmadığı, bir ülkenin Olimpiyat Oyunları düzenlemek yerine herkes için spor alanlarına yatırım yapıp yapmaması gerektiği ve beden eğitiminin zorunlu olması tartışılabilir. Speaking Part 1’de hobileriniz ve hafta sonlarınız sorulur. Part 3’te ise bazı sporların neden tribünleri doldurduğu veya yirmi yıl sonra insanların boş zamanlarını nasıl geçireceği gibi daha geniş sorular gelir.
İlk cümlede bile yanlış fiil seçebilirsiniz: make sport doğal bir kullanım değildir. Britanya İngilizcesinde do sport, Amerikan İngilizcesinde play sports kullanılır. Bir kompozisyonda bağlama göre take part in sport veya do physical activity daha kesin olabilir. Rakibi yenmekten söz ederken beat yerine win seçmek de başka bir yaygın hatadır.
Aşağıda spor, profesyonel sporcular, büyük organizasyonlar ve boş zaman hakkında 29 collocation, sık yapılan hatalar ve LetsWords’ün yazdığınız bir cümleye verdiği geri bildirim örneği var. Hastalıklar ve sağlık hizmetleri sağlık kelimeleri sayfasında, beslenme yiyecek kelimeleri sayfasında işleniyor. Diğer konular konulara göre IELTS kelimeleri rehberinde.
Spor ve boş zamanla ilgili kelimeler ve collocation’lar
Spor yapmak
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| do sport (BrE) / play sports (AmE) | spor yapmak | Children who do sport at school are more likely to stay active later. |
| take up a sport | bir spora başlamak | My father took up running at the age of fifty. |
| take part in | katılmak | Thousands of amateurs take part in the city marathon every year. |
| keep fit | fiziksel olarak formda kalmak | Many people join a gym simply to keep fit. |
| lead an active lifestyle | düzenli hareket ve egzersiz içeren bir yaşam sürmek | It is easier to lead an active lifestyle if you live near a park. |
| physical activity | bedeni hareket ettiren fiziksel etkinlik | Even a short walk counts as physical activity. |
| physical education (PE) | okuldaki beden eğitimi dersi | Physical education should be more than running laps. |
| team sports | takımlarla oynanan sporlar | Team sports teach children to cooperate and accept defeat. |
| competitive sport | kazanmayı hedefleyen yarışmalı spor | Not every child enjoys competitive sport, and that is fine. |
Profesyonel spor
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| professional athletes | yarışmak veya oynamak için ücret alan sporcular | Professional athletes train for hours every day. |
| earn huge salaries | çok yüksek maaş almak | Top footballers earn huge salaries compared with nurses. |
| sponsorship deals | şirketlerin sporculara veya takımlara ödeme yaptığı sponsorluk anlaşmaları | A single sponsorship deal can be worth more than a player’s salary. |
| a role model | başkalarının örnek aldığı kişi | Sports stars are role models for millions of teenagers. |
| performance-enhancing drugs | sonuçları iyileştiren yasaklı performans maddeleri | Athletes caught using performance-enhancing drugs should be banned. |
| fair play | dürüstçe ve kurallara uyarak oynamak | Fair play matters more in youth sport than winning. |
| beat a rival | bir rakibi yenmek | Our team finally beat its old rival in the final. |
| win a championship | bir şampiyonada birinci olmak | The club has not won a championship for twenty years. |
| a spectator sport | insanların izlemeyi sevdiği spor | Football is the most popular spectator sport in Europe. |
Büyük organizasyonlar
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| host the Olympic Games | ülkede veya şehirde Olimpiyat Oyunları düzenlemek | Hosting the Olympic Games costs billions. |
| a major sporting event | büyük bir uluslararası spor organizasyonu | A major sporting event brings visitors but also traffic and high prices. |
| sports facilities | stadyum, havuz, saha ve spor salonları | Many towns lack basic sports facilities. |
| at grassroots level | geniş halk kitlesinin katıldığı amatör spor düzeyinde | Money spent at grassroots level reaches far more people. |
| leave a lasting legacy | yıllarca süren yararlar veya kalıcı eserler bırakmak | The Games left a lasting legacy of new parks and transport links. |
| a source of national pride | ulusal gurur yaratan başarı veya olay | An Olympic medal is a source of national pride. |
Boş zaman
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| leisure activities | boş zamanda yapılan etkinlikler | For many teenagers, leisure activities now mean screens rather than sport. |
| spare time | iş veya eğitim dışında kalan boş zaman | In my spare time, I usually go cycling. |
| pursue a hobby | bir hobiye düzenli zaman ayırıp onu geliştirmek | Adults rarely have enough time to pursue a hobby seriously. |
| a sedentary lifestyle | çok az hareket içeren yaşam biçimi | Office work encourages a sedentary lifestyle. |
| outdoor activities | açık havada yapılan etkinlikler | Many families prefer outdoor activities such as hiking to an evening in front of the TV. |
Sık yapılan hatalar
1. Make sport kullanmak
I try to make sport three times a week.
Doğrusu: I try to do sport three times a week. Make yaratma veya üretmeyle ilgili pek çok yapıda kullanılsa da spor yapmak için bu fiil seçilmez. Britanya İngilizcesinde do sport, Amerikan İngilizcesinde play sports denir. Belirli bir spor dalında fiil değişir: play football, go swimming, do yoga.
2. Win ile beat ayrımı
Our team won the strongest club in the league.
Doğrusu: Our team beat the strongest club in the league. Win, kazanılan şeyle kullanılır: win a match, win a medal, win the cup. Rakip ise beat veya defeat ile yenilir. Bu anlamda karşıdaki takım veya oyuncu win fiilinin nesnesi olamaz.
3. Go to swimming kullanmak
We go to swimming every Sunday.
Doğrusu: We go swimming every Sunday. Bu tür -ing ile kurulan etkinliklerde go sonrasına edat gelmez: go swimming, go cycling, go skiing. Bir yere gitmek için go to gerekir: go to the pool, go to the gym.
4. Spend time for kullanmak
Teenagers spend too much time for computer games.
Doğrusu: Teenagers spend too much time on computer games. Zamanın neye ayrıldığını bir isimle belirtirken spend time sonrasında for değil, on kullanılır. Fiilin -ing biçimiyle de doğal bir cümle kurabilirsiniz: spend too much time playing computer games.
LetsWords bu hataları nasıl açıklar?
Tablodaki her kelime tanıdık gelebilir; hatalar yazarken ortaya çıkar. LetsWords’te bir çalışma şöyle ilerler.
Take up a sport ifadesini tekrar ediyorsunuz. LetsWords, seçtiğiniz çeviri dilinde anlamını gösteriyor. İngilizce ifadeyi hatırlayıp kendiniz veya tanıdığınız biri hakkında bir cümle kuruyorsunuz:
My brother took up to football at school and soon won all his rivals.
LetsWords’ün ana dilinizde verdiği geri bildirim iki hatayı açıklıyor:
- took up to football → took up football: bu anlamda take up sonrasına spor dalı doğrudan gelir; to gerekmez;
- won all his rivals → beat all his rivals: maçı veya kupayı win ile kazanır, rakibi beat ile yenersiniz.
My brother took up football at school and soon beat all his rivals.
Birkaç gün sonra ifade tekrar gelir. Bu kez örneğin okuldaki spor etkinlikleri hakkında bir yazıda kullanırsınız. Listedeki bir ifadeyi hafızadan çağırıp doğru kullanmaya geçersiniz.
Hatalarınızı açıklayan geri bildirimle çalışmaya başlayın
Kayıtta hedefinizi IELTS olarak seçer ve seviyenizi belirtirsiniz. LetsWords çalışmanızı buna göre düzenler. Geri bildirimi ödeme öncesinde deneyebilirsiniz.
Bu ifadeler Writing Task 2’de nasıl kullanılır?
Sınav biçiminde bir soru:
Many countries spend large amounts of money on hosting international sporting events. Some people think this money would be better spent on sports facilities for ordinary people. Discuss both views and give your opinion.
İkinci görüşü ve yazarın düşüncesini açıklayan örnek paragraf:
Critics argue that the same money could make a far greater difference at grassroots level. Stadiums built to host the Olympic Games are often half-empty a few years later, whereas local swimming pools and football pitches are used every day. If children have safe and affordable sports facilities near home, they are more likely to take up a sport and lead an active lifestyle as adults. This matters because a sedentary lifestyle is now common even among teenagers, who spend hours in front of screens. In my opinion, a single tournament can inspire people for one summer, but physical activity becomes a habit only when it is part of everyday life.
Paragraf neden işe yarıyor? Gerekçe adım adım ilerliyor: para → gerçekten kullanılan yerler → çocuklar için değişen durum → bunun bugün neden önemli olduğu. Whereas, iki seçeneği tek cümlede karşılaştırıyor. Her collocation tam gereken anlamda kullanılıyor: take up a sport başlamayı, lead an active lifestyle ise yıllarca sürebilecek yaşam biçimini anlatıyor. Son cümle görüş bildirme kısmına yanıt veriyor; tek bir yaz mevsimini gündelik yaşamla karşılaştırarak sonucu bağlıyor.
Speaking’de nasıl kullanılır?
Bir Part 3 sorusu: Why do some sports attract more spectators than others?
Partly it’s tradition. Football has been the main spectator sport in Europe for over a century, so watching it is part of family life. But I think money matters even more: when a sport attracts big sponsorship deals and TV money, matches are shown everywhere and players become celebrities and role models. Sports like rowing can be just as exciting, but most people only see them during the Olympics.
Yanıtta iki neden var; but … even more ile hangisinin daha önemli olduğu gösteriliyor. Kürek sporu örneği, gereksiz ayrıntıya girmeden düşünceyi tamamlıyor.
Ücretsiz alıştırmalar
- do sport: spor yapmak ve hangi sporla hangi fiilin kullanıldığı;
- do exercise: fiziksel egzersiz yapmak;
- keep fit: sağlıklı ve formda kalmak;
- take up: yeni bir hobiye veya spora başlamak;
- take part in: katılmak;
- win vs beat: oyunu kazanmak ile rakibi yenmek;
- trainer: antrenör; Britanya İngilizcesinde spor ayakkabısı;
- spend time: biriyle veya bir şeye zaman ayırmak.
Bir görüşü nasıl belirleyip sonuca kadar sürdüreceğinizi IELTS opinion essay rehberinde görebilirsiniz.
Listeden kullanıma geçin
Rakibi win değil, beat ile yendiğinizi okumak kolaydır. Maç hakkında yazarken bunu doğru uygulamak ise çalışmayla gelişen bir beceridir. LetsWords ile seviyenize uygun IELTS koleksiyonunda çalışın ve take up a sport veya a sedentary lifestyle gibi ifadeleri koleksiyonunuza ekleyin. İpucundan yola çıkarak ifadeyi hatırlar, onunla bir cümle kurarsınız. LetsWords hatayı gösterir, nasıl düzelteceğinizi ana dilinizde açıklar ve daha kesin bir ifade önerir. Aralıklı tekrar, ifadeyi doğal biçimde kullanabilmeniz için yeniden gündeme getirir.
Spor kelimeleri Writing’de de işe yarar. IELTS Writing bölümünde sağlık konusu altında fiziksel etkinlik ve spor salonları; toplum konusu altında boş zamanla ilgili Task 2 soruları bulunur. Tam yanıtınız dört ölçütün tamamı için ayrıntılı geri bildirim alır. Kayıtta hedefiniz ve seviyeniz hakkında birkaç soruyu yanıtlarsınız; LetsWords çalışmanızı buna göre düzenler. Geri bildirimi ödeme öncesinde deneyebilirsiniz. Diğer konular için konulara göre IELTS kelimeleri rehberine bakın.
