IELTS Writing Task 2’de devlet ve toplum konusu sık işlenir. Vergilerden toplanan para nereye harcanmalı? Devletin sorumluluğu nerede biter, bireysel tercih nerede başlar? Zararlı şeyler yasayla yasaklanmalı mı? Vatandaşlar hükümet kararlarını daha çok etkileyebilmeli mi? Speaking Part 3’te yerel yönetimlerin görevleri veya gençlerin siyasete ilgisi sorulabilir.
Türkçede “politika” hem siyaseti hem belirli bir konuda izlenen yolu anlatabilir. İngilizcede bu ayrımı yapmadan politics yazmak, cümlenin anlamını değiştirir. Politics, seçimleri, partileri ve iktidar mücadelesini kapsayan siyaset alanıdır: I’m not interested in politics. Hükümetin belirli bir konudaki kararları ve uyguladığı kurallar ise policy ile anlatılır: government policy on housing, a new tax policy. Göçmenlerle ilgili yaklaşımı tartışırken politics seçerseniz izlenen politikadan siyasi hayata kayarsınız. Bu konuya üç küçük ayrıntı daha eşlik eder: spend money sonrasındaki yapı, tax sonrasındaki edat ve take care of kalıbı.
Aşağıda dört alt konuda 27 collocation, sık yapılan hatalar ve LetsWords’ün yazdığınız bir cümleye verdiği açıklamalı geri bildirim örneği bulunuyor. Diğer sınav konuları için konulara göre IELTS kelimeleri rehberine bakın.
Devlet ve toplumla ilgili kelimeler ve collocation’lar
Harcamalar ve vergiler
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| public spending | devletin yaptığı harcamalar | Cuts in public spending usually hit the poorest families first. |
| taxpayers’ money | vergiler yoluyla toplanan kamu parası | Taxpayers’ money should not be spent on projects that benefit only a few. |
| allocate funds to | belirli bir amaca ödenek ayırmak | The council should allocate more funds to libraries and youth centres. |
| raise taxes | vergileri artırmak | Raising taxes is unpopular, but sometimes it is the only way to keep services running. |
| impose a tax on | bir şey için vergi koymak | Several countries have imposed a tax on sugary drinks. |
| public services | ulaşım, okul ve hastane gibi devletin sağladığı hizmetler | Public services such as buses and libraries depend on local taxes. |
Yasalar ve düzenlemeler
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| government policy | hükümetin izlediği planlar, ilkeler ve kurallar | A clear government policy on housing would help young families. |
| pass a law | bir yasayı kabul etmek | If parliament passed a law banning junk food adverts, children would see fewer of them. |
| implement a policy | bir politikayı uygulamaya koymak | A good idea is worthless if the government cannot implement the policy properly. |
| impose restrictions on | bir şeye resmî sınırlamalar getirmek | The state could impose restrictions on fast-food outlets near schools. |
| a ban on | bir şeyi yasaklayan resmî kural | A total ban on cars in the city centre would hurt local shops. |
| state intervention | devletin bir alana müdahale etmesi | Some economists argue that state intervention in the housing market does more harm than good. |
| take measures to | bir amaca ulaşmak için önlem almak | Governments must take urgent measures to reduce youth unemployment. |
| take effect | resmen uygulanmaya başlamak, yürürlüğe girmek | The new rules will take effect next January. |
Vatandaşlar ve demokrasi
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| civic duty | her vatandaştan beklenen görev | Many people see voting as a civic duty rather than a choice. |
| cast a vote | oy kullanmak | Millions of citizens never cast a vote in local elections. |
| voter turnout | seçimde oy kullananların oranı | Low voter turnout weakens the authority of any government. |
| hold sb accountable | birini kararları için hesap vermekle yükümlü tutmak | A free press helps citizens hold politicians accountable. |
| public opinion | toplumdaki genel kanaat; kamuoyu | Politicians rarely ignore public opinion in an election year. |
| civil liberties | ifade özgürlüğü gibi temel hak ve özgürlükler | Mass surveillance may improve security, but at the cost of civil liberties. |
| have a say in | bir kararı etkileme hakkına sahip olmak | Residents should have a say in how their neighbourhood is developed. |
Devletin sorumlulukları
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| the welfare state | devletin ihtiyaç sahiplerini desteklediği sosyal devlet sistemi | The welfare state was designed to protect people from poverty in old age and illness. |
| welfare benefits | devletin ihtiyaç sahiplerine ödediği yardımlar | Welfare benefits should encourage people to look for work, not discourage it. |
| the role of the state | devletin üstlenmesi gereken görevler | The role of the state is to provide what individuals cannot provide for themselves. |
| a matter of personal choice | kişinin karar vermesi gereken bir konu | What adults eat should remain a matter of personal choice. |
| the common good | toplumun bütününe yarar sağlayan ortak iyilik | Sometimes individual freedom has to be limited for the common good. |
| be the responsibility of | birinin görevi veya sorumluluğu olmak | Caring for the elderly should not be the responsibility of families alone. |
Sık yapılan hatalar
The politics of the government towards migrants has become stricter.
The government’s policy on migrants has become stricter.
Politics, siyasi yaşamı ve partiler arasındaki mücadeleyi anlatır. Hükümetin izlediği yol ve uyguladığı kurallar policy olur. Konu genellikle on ile eklenir: policy on education, policy on immigration.
The government should spend more money for build new hospitals.
The government should spend more money on building new hospitals.
Yaygın yapı spend money on + isim veya -ing biçimidir: spend money on hospitals, spend money on building hospitals. For build dil bilgisi açısından doğru değildir; bu edattan sonra fiilin yalın biçimi gelemez.
The government should introduce a tax for sugary drinks.
The government should introduce a tax on sugary drinks.
Ürüne veya gelire konan vergiyi on ile belirtirsiniz: a tax on petrol, a tax on income. For, burada hangi şeyin vergilendirildiğini göstermek için doğru edat değildir; verginin amacı veya ayrıldığı kullanım alanı gibi farklı bir ilişkiyi düşündürebilir.
The government should take care about citizens.
The government should take care of citizens.
Birinin bakımını veya ihtiyaçlarını üstlenmek için take care of someone kullanılır; bu kalıpta about gelmez.
LetsWords bu hataları nasıl açıklar?
Tablodaki kelimeler tanıdık görünse de onları cümlede birleştirirken hata yapabilirsiniz. LetsWords’te bir çalışmanın nasıl ilerlediğine bakalım.
Take measures to ifadesini tekrar ediyorsunuz. LetsWords, ana dilinizde anlamını gösteriyor. İfadeyi hatırlayıp devletin rolü hakkında bir cümle kuruyorsunuz:
The government must make measures for reducing the unemployment.
LetsWords’ün ana dilinizde verdiği geri bildirim iki hatayı açıklıyor:
- make measures → take measures: İngilizcede önlem almak take measures olur; make measures doğal bir kalıp değildir;
- the unemployment → unemployment: genel olarak işsizlikten söz ederken artikel kullanılmaz.
Ayrıca for reducing yerine daha kısa ve doğal olan to reduce öneriliyor:
The government must take measures to reduce unemployment.
Birkaç gün sonra ifade tekrar gelir. Bu kez örneğin vergi gelirlerinin nasıl harcanması gerektiği hakkında bir yazıda kullanırsınız. Listedeki bir ifade, hafızadan çağırıp doğru kullandığınız bir kalıba dönüşür.
Hatalarınızı açıklayan geri bildirimle çalışmaya başlayın
Kayıtta hedefinizi IELTS olarak seçer ve seviyenizi belirtirsiniz. LetsWords uygun çalışmayı belirler. Geri bildirimi ödeme öncesinde deneyebilirsiniz.
Bu ifadeler Writing Task 2’de nasıl kullanılır?
Sınav biçiminde bir soru:
In a few countries, voting in national elections is compulsory, and people who do not vote pay a small fine. Some people think every country should introduce this rule. To what extent do you agree or disagree?
Örnek paragraf:
Making voting compulsory would strengthen democracy rather than limit freedom. When voter turnout is low, elected politicians represent only the most active groups, and public opinion as a whole is barely heard. If every adult had to cast a vote, parties would have to offer policies for the entire population, including young and low-income citizens who currently stay at home. Critics see this rule as an example of excessive state intervention, yet citizens already accept obligations such as paying taxes for the common good. Voting is a civic duty of the same kind, and a small fine is a modest price for a government that people can genuinely hold accountable.
Görüş ilk cümlede belirtiliyor ve sonraki her cümle onu destekliyor: düşük katılım → eşitsiz temsil → zorunlu oy kullanmanın yararı. İtiraz, state intervention ifadesiyle açıkça adlandırılıyor; vergilerle karşılaştırılarak yanıtlanıyor. Vurgulanan collocation’lar, gerekçenin her adımındaki ana fikri taşıyor. Lexical Resource’un değerlendirdiği kesinlik ve uygunluk bu şekilde görünür hâle geliyor.
Speaking’de nasıl kullanılır?
Bir Part 3 sorusu: Do you think ordinary people should have more influence on government decisions?
Yes, at least at the local level. People know best what their own neighbourhood needs, whether it’s a new park or better street lighting, so they should have a say in how taxpayers’ money is spent. Of course, not everyone has time to follow every decision. But even a simple online vote makes it easier, and when people feel involved, they’re more likely to trust the authorities.
Konuşma yanıtında konuya ait kalıplar of course, at least ve whether it’s gibi doğal bağlantı ifadeleriyle birlikte kullanılıyor.
Ücretsiz alıştırmalar
- policy: izlenen ilkeler ve kurallar, sigorta poliçesi ve politics ile farkı;
- spend money: ardından hangi edatın geldiği;
- take effect: uygulanmaya başlamak;
- take steps: bir sorunu çözmek için adım atmak;
- take into account: dikkate almak;
- economic vs economical: ekonomiyle ilgili olmak ile tasarruflu olmak arasındaki fark;
- cabinet: dolap veya hükümetteki bakanlar kurulu.
Listeden kullanıma geçin
Okurken policy ile politics arasındaki fark açık gelebilir; kompozisyon yazarken ise tanıdık kelimeye dönebilirsiniz. LetsWords ile seviyenize uygun IELTS koleksiyonunda çalışın ve allocate funds to veya implement a policy gibi ifadeleri koleksiyonunuza ekleyin. Anlamından yola çıkarak ifadeyi hatırlar, onunla bir cümle kurarsınız. LetsWords hatayı gösterir, nasıl düzelteceğinizi ana dilinizde açıklar ve daha kesin bir ifade önerir. Aralıklı tekrar, ifadeyi doğal biçimde kullanabilmeniz için yeniden gündeme getirir.
Sonra kelimeleri tam bir metinde kullanın. IELTS Writing bölümünde kamu bütçeleri, vergi gelirlerinin harcanması ve halkın yerel kararlara katılması hakkında Task 2 soruları bulunur. Her tam yanıt, dört ölçütün tamamı için ayrıntılı geri bildirim alır. Kayıtta hedefiniz ve seviyeniz hakkında birkaç soruyu yanıtlarsınız; LetsWords uygun çalışmayı seçer. Geri bildirimi ödeme öncesinde deneyebilirsiniz. Diğer konular için konulara göre IELTS kelimeleri rehberine bakın.
