IELTS’te şehirler konusu pek çok tartışmaya kapı açar. Gençler neden köylerden ayrılıyor ve bu konuda ne yapılmalı? Pahalı konut sorunu nasıl çözülmeli? Büyüyen bir şehir daha yüksek binalar mı yapmalı, çevreye doğru mu genişlemeli? Writing Task 2’de bu sorularla karşılaşabilirsiniz. Speaking Part 3’te büyük şehir ile küçük yerleşimlerdeki yaşamı karşılaştırmanız veya yirmi yıl sonraki şehirleri düşünmeniz istenebilir.
Yaşaması keyifli bir şehri a comfortable city diye anlatmak anlaşılabilir; fakat İngilizcede bu özellik için daha kesin bir sözcük var: liveable. A liveable city ve make the city more liveable doğal kalıplardır. Housing ise konutları topluca anlatmasına rağmen bu anlamda çoğul yapılmaz. Eğlence olanaklarını genel olarak anlatan entertainment da sayılamaz. Aşağıdaki 27 collocation ile şehir yaşamını, konutları ve kentleşmeyi anlatabilir; yaygın hataları ve LetsWords’ün bir cümleye verdiği açıklamalı geri bildirimi inceleyebilirsiniz.
Bu sayfa konulara göre IELTS kelimeleri rehberinin bir parçasıdır. Trafik, toplu taşıma ve yollar ayrı ulaşım sayfasında; burada kent yaşamı, konut ve kentsel gelişim üzerinde duruyoruz.
Şehirler ve konutlarla ilgili kelimeler ve collocation’lar
Şehir yaşamının olumlu ve olumsuz yönleri
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| quality of life | insanların yaşamının ne kadar iyi ve rahat olduğu | Smaller towns often offer a better quality of life: cleaner air, less noise and less stress. |
| the pace of life | yaşamın hızı ve yoğunluğu | Some people thrive on the fast pace of life in big cities, while others find it exhausting. |
| job opportunities | iş bulma imkânları | Young people move to cities mainly for better job opportunities. |
| local amenities | evin yakınındaki dükkân, okul, sağlık merkezi ve diğer hizmetler | New housing estates often go up years before local amenities such as schools and shops arrive. |
| a vibrant cultural life | hareketli kültür hayatı; çeşitli etkinlikler ve mekânlar | A vibrant cultural life is one of the main attractions of living in a city. |
| noise pollution | rahatsız edici veya zararlı düzeyde gürültü | Noise pollution from traffic and construction can seriously disturb sleep. |
| overcrowded | mekâna göre aşırı kalabalık | Overcrowded neighbourhoods put pressure on local schools and clinics. |
| a sense of isolation | yalnızlık ve çevreden kopukluk duygusu | Despite being surrounded by people, many city dwellers feel a sense of isolation. |
Konut
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| affordable housing | ortalama gelire sahip kişilerin karşılayabileceği konutlar | The council has promised to build more affordable housing for key workers. |
| a housing shortage | ihtiyacı karşılayacak kadar konut bulunmaması | A housing shortage pushes up rents for everyone, not only for newcomers. |
| soaring property prices | çok hızlı yükselen konut fiyatları | Soaring property prices have pushed many young families out of the city centre. |
| get on the property ladder | ilk evini satın almak | It now takes young couples years to save enough to get on the property ladder. |
| rent a flat | başkasına ait bir dairede ücret karşılığı oturmak | Most students rent a flat with friends to share the costs. |
| high-rise buildings | çok katlı, yüksek binalar | High-rise buildings allow more people to live on less land. |
| cramped conditions | yaşayanlara yeterli alan bırakmayan dar koşullar | Many families still live in cramped conditions, with three generations under one roof. |
| move into | yeni bir evde yaşamaya başlamak | They moved into a new flat on the edge of the city last spring. |
Kentsel gelişim
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| urban sprawl | kentin çevredeki kırsal alanlara doğru yayılması | Urban sprawl turns farmland into suburbs where residents depend on cars. |
| urban planning | kentte arazilerin ve binaların kullanımının planlanması | Good urban planning puts homes, jobs and shops within walking distance of each other. |
| green spaces | parklar ve ağaçlı, çimenlik alanlar | Parks and other green spaces improve residents’ mental and physical health. |
| a liveable city | yaşaması rahat ve keyifli bir şehir | Wide pavements, parks and safe streets make a city more liveable. |
| regenerate a run-down area | bakımsız bir bölgeyi yeniden canlandırmak | The project aims to regenerate a run-down area near the old port. |
| invest in infrastructure | yol, ulaşım, altyapı şebekeleri ve hizmetlere yatırım yapmak | Cities that invest in infrastructure early cope better with rapid growth. |
| gentrification | bir bölgenin zenginleşip pahalılaşması ve eski sakinlerin ayrılmak zorunda kalabilmesi | Gentrification can revive a neighbourhood but force long-term residents out. |
Kent ve kır
| İfade | Anlamı | Örnek |
|---|---|---|
| rural areas | kırsal bölgeler | Young people leave rural areas because there are few jobs there. |
| rural-to-urban migration | kırsaldan kentlere göç | Rural-to-urban migration has left many villages with mostly elderly residents. |
| a close-knit community | birbirini tanıyan ve destekleyen insanların oluşturduğu topluluk | In a small town, you are part of a close-knit community where everyone knows each other. |
| settle down | bir yere yerleşip düzenli bir yaşama geçmek | Many people move to the city in their twenties and settle down in the suburbs later. |
Sık yapılan hatalar
There are not enough places for walk in our city.
Doğrusu: There are not enough places to walk in our city.
Places sonrasında yapılacak eylem to + fiil ile belirtilir: places to walk. Places for walking de kullanılabilir. Burada artikelsiz walk sözcüğünü for sonrasına isim gibi koymak doğru olmaz.
Young families cannot afford to buy a housing.
Doğrusu: Young families cannot afford housing. Veya: Young families cannot afford to buy a home.
Housing konutları genel olarak anlatır ve sayılamaz; ne a alır ne de sonuna -s gelir. Tek bir konut için a home, a flat veya a house kullanın. Home vs house alıştırması, home ile house arasındaki anlam farkını açıklar.
The life in big cities is very stressful.
Doğrusu: Life in big cities is very stressful.
Genel olarak yaşamdan söz ederken life artikel almaz. Belirli bir kişinin veya grubun hayatını tarif ettiğinizde the life kullanılabilir: the life of a city courier.
The city offers many entertainment for young people.
Doğrusu: The city offers a lot of entertainment for young people.
Entertainment, eğlenceyi veya eğlenme olanaklarını genel olarak anlattığında sayılamaz. Bu yüzden many yerine a lot of entertainment gerekir.
LetsWords bu hataları nasıl açıklar?
Zihinde çeviri yaparken places for walk veya a housing kulağa doğru gelebilir. LetsWords, kelimeyi kullanarak kurduğunuz cümlede bu sorunları bulur. Bir örneğe bakalım.
Job opportunities ifadesini tekrar ediyorsunuz. LetsWords, ana dilinizde “iş bulma imkânları” anlamına gelen bir ipucu gösteriyor. İfadeyi hatırlayıp şehre göç hakkında yazıyorsunuz:
Young people leave from rural areas because there are little job opportunities.
Geri bildirim iki hatayı açıklıyor:
- leave from → leave: bu cümlede bir yeri terk etmek anlamındaki leave, yer adını doğrudan nesne olarak alır: leave rural areas, leave home;
- little → few: little sayılamayan isimlerle kullanılır. Opportunities sayılabilen çoğul bir isim olduğu için few gerekir.
Young people leave rural areas because there are few job opportunities.
LetsWords her düzeltmeyi ana dilinizde açıklar; böylece yalnızca neyi değiştireceğinizi değil, ilk biçimin neden uygun olmadığını da görürsünüz. Birkaç gün sonra ifade tekrar karşınıza çıkar. Bu kez, örneğin insanların neden başkente taşındığını anlatan bir Speaking yanıtında kullanırsınız. Listedeki bir ifade böylece hafızadan çağırıp doğru kullandığınız bir kalıba dönüşür.
Hatalarınızı açıklayan geri bildirimle çalışmaya başlayın
Kayıtta hedefinizi IELTS olarak seçer ve seviyenizi belirtirsiniz. LetsWords uygun çalışmayı belirler. Geri bildirimi ödeme öncesinde deneyebilirsiniz.
Bu ifadeler Writing Task 2’de nasıl kullanılır?
Sınav biçiminde bir soru:
As cities grow, more and more people live in new residential districts far from the city centre. What problems does this cause, and what measures could be taken to address them?
Çözümler öneren bir paragraf:
The most effective solution would be to stop cities from expanding outwards indefinitely. Local authorities could regenerate run-down areas close to the centre and require developers to include a fixed share of affordable housing in every new project. At the same time, new districts should be designed around green spaces and local amenities such as schools, clinics and shops, so that residents do not have to cross the city for everyday needs. Such urban planning would limit urban sprawl and turn outlying neighbourhoods into places where people genuinely want to live, rather than simply sleep.
Paragraf neden işe yarıyor? Soru önlem istiyor; paragraf da iki somut öneri sunuyor: merkeze yakın bakımsız alanları canlandırmak ve yeni semtleri ihtiyaç duyulan hizmetler etrafında tasarlamak. Ardından bu önlemlerin sonucu açıklanıyor. Collocation’lar karmaşık durumları kısa anlatmayı sağlıyor: urban sprawl, şehrin çevreye doğru yayılmasını uzun uzun açıklama ihtiyacını karşılıyor. Son cümle, insanların yalnızca uyumak için döndüğü bir semti yapay bir terim üretmeden anlatıyor: places where people genuinely want to live, rather than simply sleep. IELTS Writing puanlama ölçütlerinde Lexical Resource için Band 7 açıklamasında awareness of style and collocation geçer. Paragraf, nadir kelimelere başvurmadan bu farkındalığı gösteriyor.
Speaking’de nasıl kullanılır?
Bir Part 3 sorusu: Why do so many young people move from small towns to big cities?
Mostly for job opportunities, I think. In my home town there are maybe two or three big employers, so if you want a career in IT or design, you basically have to leave. Cities also offer a vibrant cultural life, which matters a lot when you’re twenty. The downside is that housing is so expensive: a lot of my friends spend half their salary on rent.
Yanıt kişisel bir örneğe dayanıyor; Speaking’de bu doğaldır ve düşünceyi inandırıcı kılar. Konuya ait ifadeler, kompozisyon yazarken de yararlandığınız aynı tablolardan geliyor.
Ücretsiz alıştırmalar
- city vs town: büyük şehir ile daha küçük kent veya kasaba;
- home vs house: bina ile yaşadığınız yer arasındaki ayrım;
- move in: yeni bir eve taşınmak veya birlikte yaşamaya başlamak;
- settle down: bir yere yerleşip düzen kurmak;
- cottage: köşk değil, kırsaldaki küçük ev;
- make ends meet: geçimini ancak karşılamak;
- whereas: kent ile kırsalı karşılaştırırken kullanılabilen bağlaç.
Diğer sınav konuları için konulara göre IELTS kelimeleri rehberine bakın.
Listeden kullanıma geçin
Yaşaması iyi olan bir şehrin liveable olduğunu okumak kolaydır. Sınavda comfortable yerine o kelimeyi hatırlamak ayrı bir beceridir. LetsWords ile seviyenize uygun IELTS koleksiyonunda çalışın ve affordable housing veya quality of life gibi ifadeleri koleksiyonunuza ekleyin. İpucundan yola çıkarak ifadeyi hatırlar, onunla bir cümle kurarsınız. LetsWords hatayı gösterir, nasıl düzelteceğinizi ana dilinizde açıklar ve daha kesin bir ifade önerir; aralıklı tekrar ise ifadeyi doğal biçimde kullanabilmeniz için yeniden gündeme getirir.
Ardından kelimeleri daha uzun bir metinde sınayın. IELTS Writing bölümünde merkezde veya banliyöde yaşamak, trafik sıkışıklığı ve toplu taşıma hakkında Task 2 soruları vardır. Tam yanıtınız, dört ölçütün tamamına göre, yazdığınız metne dayanan ayrıntılı geri bildirim alır. Kayıtta hedef ve seviyeniz hakkında birkaç soruyu yanıtlarsınız; LetsWords uygun çalışmayı seçer. Geri bildirimi ödeme yapmadan önce deneyebilirsiniz.
